Dj-ELa_Gozlu
02-13-2007, 07:57 PM
umarım daha önce kimse yazmamıştır benim ilk konum :) keyifli okumalar
…
Uzun bir yolculuğa hazırlanıyordu.
Gözlerine sardığı özlemi sorsalardı kimseye anlatamazdı.
Vakit tamamdı.
Kendisini bekleyene artık ulaşmalıydı.
Yolculuk başladı.
Daha ilk gün yolunu kestiler;ürperdi ama yinede üstünde durmadı.
Bir kelebeğin ışığa yönelişi gibi bir an önce menzile ulaşmak için sabırsızdı.
Günlerce hiç dinlenmeden yürüyor,saçlarında sarışın demetler oluşturan güneşin yakıcılığına aldırmıyordu.
Güneşe giderken güneşten sakınmanın çelişkisine katlanamayacağına o kadar inanmıştı ki dudaklarını ıslattığı birkaç damla suya bile yetirebilecekti.
Bir hayalin de ona doğru yürüdüğünü biliyordu.
Yolları bir yerde mutlaka kesişecekti.
Özlemler yerini kavuşmalara bırakacak,yalnızca sevgililerin yaşayabileceği en görkemli şölende buluşacaklardı.
Her gün daha da artan çilesine katlandıkça sonunda ödüllendirileceğinden adı gibi emindi.
Zor iklimler gördü,yılmadı.Denizler aştı, yorulmadı.
Yürüyüşü belki ömürle sınırlıydı;ama aşkı sonsuzlukla yarışıyordu.
Sefillikler,ülkesi,aşması gereken son sınavdı.
Burada sürekli geliştirilen hilelerin nice sevdalıyı kolayca aldattığını kimse söylememişti ona.
Asıl olan yürekte benzeri görülmemiş bir “inci” gibi saklanan aşkı sınamaksa,doğaldı bu.
Dünyalı güzellerin göz süzen cilveleriyle sarsıldı;ama yine de üstünde durmadı.
O hayal,hepsinden daha gerçek geliyordu ona.
Sevgilinin göğsüne yaslanıp kalmayı bu güzellerin hiç birine değişmeyeceğini söyleyince vazgeçtiler.
Soluklar tutulmuş,yeryüzünün bütün canlıları susmuştu.
Yaprak kımıldasa,kıyamet koptu sanılacaktı.
Ne kadar direneceğini kimse bilmiyordu.Dudak büktüler.
Hiç denenmemiş hileler bile ona etki etmiyordu.
Ülkenin en yaşlısına sordular,kolayca keşfedilebilecek bir yol önerince şaşırmadılar.Yolcunun önüne tahtırevanla getirilen sandık açılınca gözleri öyle bir kamaştı ki sevgilinin hayalini seçmekte zorlanmaya başladı.
Bir hayal ağlarken,sefillikler ülkesinin bütün bireyleri kahkaha patlamalarıyla alkışlamaya başladılar.Sonra yine kısa bir sessizlik oldu.
Madde ayinini yöneten yaratık,rengarenk parıldayan tanrılarından bir avuç alarak kırmızı gözlerini yolcunun üzerine sapladı;tane tane konuşmaya başladı:
“Bir inciye karşılık binlerce inciye hayır diyemezsin.Bu hesabı çocuklar bile yapar,sen nasıl olur da bilemezsin?” dedi.
Hesap doğru (mu) ydu? Bu incilerden bir tanesine bile ruhunu satacak dünyalı güzel tanıyordu.
İlahına kavuşunca,bir zamanlar kendine yukarıdan bakan kim varsa çevresinde el ele tutuşup dönerek raks edecekti.
Çözülme başlamıştı.
Ama kesin bir sonuç için bir koşulları daha vardı;yolcu hiç düşünmeden kabul etti.
Altın tepsi içerisinde uzatılan tabancayı terlemiş avucuna aldı.
Namluya sürülmüş olan mermiyi fark etmedi.
( Ki aslında o hayal gözlerinden silinip gittikten sonra böyle bir finale çoktan gönüllüydü.)
tabancayı yüreğine dayadı;bir zamanlar bakmalara kıyamadığı sevgiliyi vurdu.
Rus ruletinde bir aşk daha bitti…
…
Uzun bir yolculuğa hazırlanıyordu.
Gözlerine sardığı özlemi sorsalardı kimseye anlatamazdı.
Vakit tamamdı.
Kendisini bekleyene artık ulaşmalıydı.
Yolculuk başladı.
Daha ilk gün yolunu kestiler;ürperdi ama yinede üstünde durmadı.
Bir kelebeğin ışığa yönelişi gibi bir an önce menzile ulaşmak için sabırsızdı.
Günlerce hiç dinlenmeden yürüyor,saçlarında sarışın demetler oluşturan güneşin yakıcılığına aldırmıyordu.
Güneşe giderken güneşten sakınmanın çelişkisine katlanamayacağına o kadar inanmıştı ki dudaklarını ıslattığı birkaç damla suya bile yetirebilecekti.
Bir hayalin de ona doğru yürüdüğünü biliyordu.
Yolları bir yerde mutlaka kesişecekti.
Özlemler yerini kavuşmalara bırakacak,yalnızca sevgililerin yaşayabileceği en görkemli şölende buluşacaklardı.
Her gün daha da artan çilesine katlandıkça sonunda ödüllendirileceğinden adı gibi emindi.
Zor iklimler gördü,yılmadı.Denizler aştı, yorulmadı.
Yürüyüşü belki ömürle sınırlıydı;ama aşkı sonsuzlukla yarışıyordu.
Sefillikler,ülkesi,aşması gereken son sınavdı.
Burada sürekli geliştirilen hilelerin nice sevdalıyı kolayca aldattığını kimse söylememişti ona.
Asıl olan yürekte benzeri görülmemiş bir “inci” gibi saklanan aşkı sınamaksa,doğaldı bu.
Dünyalı güzellerin göz süzen cilveleriyle sarsıldı;ama yine de üstünde durmadı.
O hayal,hepsinden daha gerçek geliyordu ona.
Sevgilinin göğsüne yaslanıp kalmayı bu güzellerin hiç birine değişmeyeceğini söyleyince vazgeçtiler.
Soluklar tutulmuş,yeryüzünün bütün canlıları susmuştu.
Yaprak kımıldasa,kıyamet koptu sanılacaktı.
Ne kadar direneceğini kimse bilmiyordu.Dudak büktüler.
Hiç denenmemiş hileler bile ona etki etmiyordu.
Ülkenin en yaşlısına sordular,kolayca keşfedilebilecek bir yol önerince şaşırmadılar.Yolcunun önüne tahtırevanla getirilen sandık açılınca gözleri öyle bir kamaştı ki sevgilinin hayalini seçmekte zorlanmaya başladı.
Bir hayal ağlarken,sefillikler ülkesinin bütün bireyleri kahkaha patlamalarıyla alkışlamaya başladılar.Sonra yine kısa bir sessizlik oldu.
Madde ayinini yöneten yaratık,rengarenk parıldayan tanrılarından bir avuç alarak kırmızı gözlerini yolcunun üzerine sapladı;tane tane konuşmaya başladı:
“Bir inciye karşılık binlerce inciye hayır diyemezsin.Bu hesabı çocuklar bile yapar,sen nasıl olur da bilemezsin?” dedi.
Hesap doğru (mu) ydu? Bu incilerden bir tanesine bile ruhunu satacak dünyalı güzel tanıyordu.
İlahına kavuşunca,bir zamanlar kendine yukarıdan bakan kim varsa çevresinde el ele tutuşup dönerek raks edecekti.
Çözülme başlamıştı.
Ama kesin bir sonuç için bir koşulları daha vardı;yolcu hiç düşünmeden kabul etti.
Altın tepsi içerisinde uzatılan tabancayı terlemiş avucuna aldı.
Namluya sürülmüş olan mermiyi fark etmedi.
( Ki aslında o hayal gözlerinden silinip gittikten sonra böyle bir finale çoktan gönüllüydü.)
tabancayı yüreğine dayadı;bir zamanlar bakmalara kıyamadığı sevgiliyi vurdu.
Rus ruletinde bir aşk daha bitti…