NeFReT26
02-10-2007, 09:29 PM
Geçmişi biriktirdiğimiz ceplerimizden çıkardık hayatı, masallar okunurdu gözlerimizden. Karanlığa geceye sevdalanmıştık.Üstümüze hüzün sarardık, üşüdüğümüzde ay ışığı bu kentten..Gözlerimizle büyütürdük birbirimizi,her bakışımız yüreklerimizde yangın yeriydi.
Bir de hasretle baş edebilseydik eğer; kum saati ömrümüz tükenmezdi böyle parmak uçlarımızda." Aşka,rüzgara,zamana!! " derdik hep avazımızca;ama " Ayrılığa!! " avaz avaz susardık kanmamacasına..Aşkın ekşi tadını yudumladık hep, hüzün kokulu sabahlarımızda. Yüreğimizde büyüttük en güzel çiçeklerimizi,oysa bilemezdik susuz kalmanın ne olduğunu.İçimize demirledi aşk limanının yara almış gemileri.. Sevda elimizden tuttu o gece, çocuklar gibi kandık... İçimizde bir eylül sancısı, dudaklarımızda titreyen bir bahar.. Kirpiklerimizde bir korku, havada hasret tortusu. Alevlerimiz küllendi, mevsimler hazanda.Gözyaşı medeniyetinden kaldık ikimiz, ayrılık yakamızdan hiç düşmedi.. Şimdi tüm susuşlar kapımızda. Biz kanımızla tutuşturduk bu aşkı;ayrı biten her günde sana feda ettim hasretle bilenen yüreğimi... Yüreğime hasret düştü bir kere, hüznüme sen. Seninle bin parça ömrümde her gün yangın benim için. Bak yine sen eksikliği çöktü, göz kapaklarımdaki resmin suçluyor beni.Hatalıyım, ve suçum " sen ". Yağmur damlalarından ıslak bedenimiz kışa yenik düştü bu kez. Biz bizi sol cebimizde taşırdık, tam da acıyan yerimizin üstünde.Ağır gelirdi bazen kanardı sessizce. Göz yaşlarımız boğsa da bizi hüznü de severdik, delice...Sen yüreğimden uçtuğun gün, çöllere düştü bedenim. Susuzluktan dudaklarım değil, sensizlikten yüreğim kavruldu. Dibine tuttu bu alev köz oldu içimde. Bu kez iki tanesin içimde;biri varlığın, biri ona inat yokluğun. Bu ikisini nasıl barıştırırım bilmiyorum. Yokluğun acı veriyor bana inat, meçhul varlığın buna anca ilaç...Bir garip yurdundayım bu mevsim, sen gelmiyorsun yollarda esirim. Yokluğun tutsak etti ömrümü, ruhumu mahkum.Gurbetin yolları bana aşina, hasret içime demirlemiş, hüzün tutsak bana. Bıraktığın en acı hatıra;kabullenemediğim o kelime,acıtıyor seni bende.Nerdesin diye haykırıyorum;dilim varmıyor, yeniliyorum " yoksun "! demeye...
Bir de hasretle baş edebilseydik eğer; kum saati ömrümüz tükenmezdi böyle parmak uçlarımızda." Aşka,rüzgara,zamana!! " derdik hep avazımızca;ama " Ayrılığa!! " avaz avaz susardık kanmamacasına..Aşkın ekşi tadını yudumladık hep, hüzün kokulu sabahlarımızda. Yüreğimizde büyüttük en güzel çiçeklerimizi,oysa bilemezdik susuz kalmanın ne olduğunu.İçimize demirledi aşk limanının yara almış gemileri.. Sevda elimizden tuttu o gece, çocuklar gibi kandık... İçimizde bir eylül sancısı, dudaklarımızda titreyen bir bahar.. Kirpiklerimizde bir korku, havada hasret tortusu. Alevlerimiz küllendi, mevsimler hazanda.Gözyaşı medeniyetinden kaldık ikimiz, ayrılık yakamızdan hiç düşmedi.. Şimdi tüm susuşlar kapımızda. Biz kanımızla tutuşturduk bu aşkı;ayrı biten her günde sana feda ettim hasretle bilenen yüreğimi... Yüreğime hasret düştü bir kere, hüznüme sen. Seninle bin parça ömrümde her gün yangın benim için. Bak yine sen eksikliği çöktü, göz kapaklarımdaki resmin suçluyor beni.Hatalıyım, ve suçum " sen ". Yağmur damlalarından ıslak bedenimiz kışa yenik düştü bu kez. Biz bizi sol cebimizde taşırdık, tam da acıyan yerimizin üstünde.Ağır gelirdi bazen kanardı sessizce. Göz yaşlarımız boğsa da bizi hüznü de severdik, delice...Sen yüreğimden uçtuğun gün, çöllere düştü bedenim. Susuzluktan dudaklarım değil, sensizlikten yüreğim kavruldu. Dibine tuttu bu alev köz oldu içimde. Bu kez iki tanesin içimde;biri varlığın, biri ona inat yokluğun. Bu ikisini nasıl barıştırırım bilmiyorum. Yokluğun acı veriyor bana inat, meçhul varlığın buna anca ilaç...Bir garip yurdundayım bu mevsim, sen gelmiyorsun yollarda esirim. Yokluğun tutsak etti ömrümü, ruhumu mahkum.Gurbetin yolları bana aşina, hasret içime demirlemiş, hüzün tutsak bana. Bıraktığın en acı hatıra;kabullenemediğim o kelime,acıtıyor seni bende.Nerdesin diye haykırıyorum;dilim varmıyor, yeniliyorum " yoksun "! demeye...