PDA


Tam Sürüm Bilgini Göster : Osman Tanburacı:Elçiye zeval olmaz


KuRaNYi
01-17-2007, 09:54 AM
Elçiye zeval olmaz
16.01.2007
Antalya’daki teknik direktörler toplantısını takip ediyorum. Sıra sıra konuşmacıların sözlerinin arasında dizi dizi inciler var…
Fatih Terim;
“Bunca senelik “deneyim ve tecrübelerimden” dolayı açıkçası benim bir futbol felsefem var demeyi uygun buluyorum” diyor.

Arkasından futbolla kel alaka “Mükremin” Yılmaz Erdoğan mikrofona gelip şunları söylüyor;
“Ben de herkes gibi bu ülkede futbolcu doğdum ve futbolu bıraktıktan sonra da antrenör olmadım! Futbolculuktan bana yadigar bir çift ‘Skoda bacak’ kaldı…”
Öyle güldüm ki…
Bu kadar mı güzel anlatılır şu yuvarlak top!
Yılmaz Erdoğan’ın sözcüklerinde de büyük bir felsefe vardı tabii…
Yaşananlarla dalga geçme gibi…
Anlayana sivrisinek saz gibi…

Şimdi benim de bir diyeceğim var.
Aslında benim değil “velinimet” dediğimiz siz okuyucularımın dileklerini aktarıyorum Galatasaray yönetimine.
Malum elçiye zeval olmaz!


Şikayet kutusu gibiyim
Galatasaraylılar beni aracı tutarak kulüp yönetimine mesaj yollamak istiyorlar.
Allah’ın günü bana yüzlerce mail atarak “dilek ve şikayetlerini” aktarıyorlar.
Artık bıktık bu yönetimden, bu takımdan, bu kötü gidişten, diyorlar…
Resmen kandırılıyoruz, diyorlar…
Söyle Tanburacı Ağabey bu takım şampiyon olur mu diye bana soruyorlar.
Ben de şampiyonluk sözü verenlere aktarıyorum bu isyan duygularını.
İnanmayan varsa şikayet çeşidine göre ayırdım gelen mailleri, adresleriyle birlikte…
İsteyen görebilir.
Palavra değil.
Kötü yönetimler yüzünden şikayet kutusu gibi oldum.

Canaydın, Seyrantepe dedi boş arazide ot bitmez oldu!
İşte şikayetler;
Bu yönetim gitsin! Kim gelirse gelsin bunlardan iyidir…
Başkan Canaydın Seyrantepe dedi, boş arazide ot bitmez oldu!
Hamit dediler canımızı yediler.
Artık palavra istemiyoruz, diyorlar.

En büyük isyan da;
Taraftar hata yaptı mı “Üç beş kendini bilmez Galatasaraylı olamaz” sözüne…
Gelen maillerde diyorlar ki;
UEFA Şampiyonu’nu bu hallere düşürenler de asla Galatasaraylı olamaz.

Barut gibi laflar bunlar…
Ne yenir ne yutulur!
Şikayetlerin özü ise şu;
Transfer yapılsın.
Yapılamıyorsa delikanlı gibi çıkıp söylesinler; “Biz transfer yapamayız” desinler.
Kandırılmak istemiyoruz.
Biz karakterli bir takımın taraftarıyız yalanla beslenmek, rakiplerimiz karşısında ezilmek istemiyoruz.

Bunlar ağır laflar ama malum;
Elçiye zeval olmaz!
Küfürleri de yazmıyorum.
O küfürleri edenler de Galatasaraylı olamaz…
Adam gibi adamların sesini duyururum, aksi asla olamaz, bunu da bilin.

Taraftar en çok da ilgisizlikten şikayet ediyor;
Yazdığımız hiçbir maile ve dilekçeye cevap verilmiyor. Taraftarına bu kadar ilgisiz bir kulüp olamaz, diyorlar.
Forma istiyoruz, saat istiyoruz, hediyelik eşya talep ediyoruz… Bilet istiyoruz, ilgi istiyoruz hiç cevap gelmiyor, diyorlar. Bunlar hem parasızız diyorlar, hem para kazanacakları işlere ilgi duymuyorlar, diyorlar…

Hatta AVRUPA’DA YAŞAYANLAR oralarda oynayan ve bedavaya yakın bonservisli
GENÇ FUTBOLCULAR ÖNERİYORLAR bunlara bile cevap verilmiyormuş…
Benden söylemesi.

İşte istekler;
Ali Sami Yen’i istiyoruz.
Şampiyonluk istiyoruz.
Gerets-Adnan Polat-Canaydın’ı kolkola görmek istiyoruz.

Verilen sözleri tutmalarını istiyoruz.
Sol bekte Cihan’ı asla görmek istemiyoruz.
Ferhat’ı istiyoruz. Onun hatalarını gururla karşılarız.
Sağ beke de adam gibi adam istiyoruz.
PARA YOKSA, TRANSFER YAPILMAYACAKSA
Gençlerle yola devam etmek istiyoruz.
Gerets’in her maça başka bir kadro ile çıkmasını istemiyoruz.
İstikrar istiyoruz.
Carrusca’yı oynarken görmek istiyoruz.
Orta sahada; Mehmet Güven’i, Mehmet Topal’ı, Aydın’ı istiyoruz…
Takımın eskilerini takımda görmek istemiyoruz.

Bizim adımız Galatasaray! Yola gençlerle devam etmek istiyoruz.
On sene de şampiyon olamasak;
Yanımıza bir başka Türk takımının gelemeyeceğini de çok iyi biliyoruz.

Avrupa’ya attığımız imzanın taklit bile edilemeyeceğini biliyoruz.
İyi yönetilen ama başarısız Türk takımları varken,
En başarılı Türk takımı Galatasaray’ın çok başarısız yönetilmesini içimize sindiremiyoruz.

Yaz Osman Ağabey yaz diyordunuz…
Yazdım işte;
Oh be!...
Üzerimden büyük bir yük kalktı.