KuRaNYi
12-23-2006, 09:10 AM
UYANDIRMAYIN RÜYAMDAN
Bir rüya görmüştüm bundan aylar belki de yıllar önce.Kim neden ve nasıl uyandıracak beni diye düşünürken uyandım.Uyandırıldım.Öyle bir uyandırma ki!en büyük depremlerden daha büyük bir sarsıntıyla en büyük tsunamilerden daha büyük dalgaların beni alıp savurup parça parça dağıttığı.Evet uyandım.Bakıyorum boş gözlerle çevreme.Ne görüyorsun diye sorsana bana bir.Ne görüyorum sen sormadan söyleyeyim.Gözleri kan çanağı gibi olmuş nefes almakta zorlanan kör karanlıklarda kalmış bir yabancı.Evet evet bir yabancı.Hayata her şeye yabancı.Mutluluğu uçan sineğin kanadında arayacak kadar saf bir yabancı.Eminim gördüğüm rüyayı da merak etmişsindir sen.Onu da anlatayım vakit varken.Vakit varken diyorum çünkü mutluluk zamanın unutulduğu andır ki ben rüyamda mutluydum.Ne alaka diyeceksin.Zamanı unutmak.Zamanı unuturken ölüm korkusunu da unutuyorsun da ondan.O anda her şey çevrende dönen kelebekler misali rengarenktir.Sen bu kelebeklere bakarken birazdan onların öleceğini bilir ve tedirgin olursun çünkü.Ve bu büyülü atmosferde sevdiğine sarılmak istersin.İşte bu rüyada kelebekler uçuşuyordu etrafımda.Rengarenk.Zamanı gelince ana kelebek geldi ve UYANDIRDI beni.Belki de kelebek değildi o.Bir melekti.Neden melek diyorsun diyeceksin şimdi.Melekler de bizim gibi canlıdırlar ama onlarda akıl ve şuur vardır.Nefis yoktur.Belki de bu yüzden bir MELEK o.
Peki kimdi bana bu rüyaları yaşatan?Ölümü dahi unutturan.Zaman durur mu ki bana zamanın durduğunu anımsatan?
Öyle bir kadın ki yazılmamış anlatılmamış.Sürekli okuduğum kitaplarda aradığım ama bulamadığım.Sürekli dolaşıp abdallar gibi bulamadığım.Şarkılarda şiirlerde aradığım ama bulamadığım.Hatta öyle ki ressamların fırça darbelerinde aradığım fakat bulamadığım. Ve ne ilginçtir ki ona burada rastladım.Evet yanlış duymadın? Şu an nerdesin? Sanal olan her şeyin rüya gibi yaşandığı bir yerdesin ve ben de tıpkı senin gibi milyonlarca insan gibi burada rastladım ona.Karabatak gibiydik ilkin.Bir bakmışsın ben varım o yok.Bir bakmışsın ki o var ben yokum.Kader işte! bir sonbahar günüydü hafızam beni yanıltmıyorsa.Yapraklarını dökmeye başlamış o yorgun çınar ağacının gölgesinde rastladım ona.Uzaklara taaa uzaklara bakıyordu.Gözleri ışıl ışıl saçları rüzgarda savrulan bir tanrıça gibiydi.Gözlerim kamaştı ilkin aman tanrım ben cennette miyim dedim ve kendime gelmeye çalıştım.Hayır burası ne cennetti ne de başka bir yer.eğer burası cennet ise diğer huriler nerede?Öyleyse burası gerçekten Cennet değilllll?peki Cehennem?Cehennem olabilir mi?O zaman yanan ateş nerede?Ateşe odun taşıyanlar, yanan insanlar olmalıydı.Onlarda yok.O halde burası Cehennem de değil.
Sana o yorgun çınar ağacından bahsetmiştim ya! Birden dikkat ettim de ne kadar isim kazınmış üzerine.O zaman anladım burası aşıkları buluşturan Tanrının biz insanların dileklerini kabul ettiği kutsal çınar ağacı.Hani masallarda anlatılan yer var ya orası olmalı. Aman Tanrım sıra bana gelmiş!Meleklerin beni de duymuş ve beni bu çınar ağacının altında 35 yıldır beklediğim o güzel yüzle buluşturmaya çağırmışlar.İşte başladı rüya.Uyanmak ister miydin sen olsan?
Yaşanmaya başlıyor her şey bir su içimi zamanlık sürede.İnsan hayatı sevdiğine ulaşınca ne kadar da kısalıyor.Ne sözler veriliyor.Tanrıdan ne dileklerde bulunuluyor.Ama inan bana yalan bunlar.Her şey yalan.Aslında biliyor musun ancak kendini bilebiliyorsun.Sevgilim dediğin bedenin neler hissettiğini neler düşündüğünü asla bilemiyorsun.Göremiyorsun ki! Hoş bilsen de neyi değiştireceksin.Kader denilen alın yazısını bizler yazmıyoruz ki!Yine soruyorsun sen ne sözler verdin diye?En büyük söz benim için ölünceye kadar ?SEVMEK? olmuştu.Hala tutuyorum bu sözü.Dönmedim hiçbir zaman.Dönmeyeceğim de.Artık anlamışsındır o benimle değil uçtu gitti uzaklara bilmediğim asla da bulamayacağım karanlıkların içine.Ama umut işte! bekleyeceğim döner bir gün diye.Belki o bir göçmen kuştur.Döner mevsim ilkbahara dönünce.Kara kışlar kör karanlıklar ayırmıştı bizi.Doğar bir gün güneş karanlıklar biter diye bekleyeceğim.Bizim sevdamızın çiçekleri açar bir gün elbet diye?burada olmasa da ruhlarımız birlikte olacak cennette.ölüm birleştirecek?kim bilir belki ben belki de o önce geçecek bu köprüden.
Her şeyi kaybedince bir tek şeyin gerçek olduğunu görüyor gözlerin.Kör ediyor sevda ateşi gözlerini çünkü.Ama korkma öyle bir körlük ki bu asla şikayet etmiyorsun.Kör olduğuna memnun olan başkasını tanıdın mı sen hiç?sevda ateşiyle dağlanmış gözleri olan.Gerçek olansa şu ki her şeyin bir sonu var.Evet yanlış duymadın.Bir sonu var.Soru şu ki acaba ben bu sona geldim mi?Bu son ölüm olmalıydı terkedilmişlik değil diyorsun.İşte ben hala aynı noktada rüyama başladığım yerdeyim.Acaba yine aynı meleği aynı kelebeği görebilir miyim umuduyla.KISMET işte.İNŞALLAH?
Bir rüya görmüştüm bundan aylar belki de yıllar önce.Kim neden ve nasıl uyandıracak beni diye düşünürken uyandım.Uyandırıldım.Öyle bir uyandırma ki!en büyük depremlerden daha büyük bir sarsıntıyla en büyük tsunamilerden daha büyük dalgaların beni alıp savurup parça parça dağıttığı.Evet uyandım.Bakıyorum boş gözlerle çevreme.Ne görüyorsun diye sorsana bana bir.Ne görüyorum sen sormadan söyleyeyim.Gözleri kan çanağı gibi olmuş nefes almakta zorlanan kör karanlıklarda kalmış bir yabancı.Evet evet bir yabancı.Hayata her şeye yabancı.Mutluluğu uçan sineğin kanadında arayacak kadar saf bir yabancı.Eminim gördüğüm rüyayı da merak etmişsindir sen.Onu da anlatayım vakit varken.Vakit varken diyorum çünkü mutluluk zamanın unutulduğu andır ki ben rüyamda mutluydum.Ne alaka diyeceksin.Zamanı unutmak.Zamanı unuturken ölüm korkusunu da unutuyorsun da ondan.O anda her şey çevrende dönen kelebekler misali rengarenktir.Sen bu kelebeklere bakarken birazdan onların öleceğini bilir ve tedirgin olursun çünkü.Ve bu büyülü atmosferde sevdiğine sarılmak istersin.İşte bu rüyada kelebekler uçuşuyordu etrafımda.Rengarenk.Zamanı gelince ana kelebek geldi ve UYANDIRDI beni.Belki de kelebek değildi o.Bir melekti.Neden melek diyorsun diyeceksin şimdi.Melekler de bizim gibi canlıdırlar ama onlarda akıl ve şuur vardır.Nefis yoktur.Belki de bu yüzden bir MELEK o.
Peki kimdi bana bu rüyaları yaşatan?Ölümü dahi unutturan.Zaman durur mu ki bana zamanın durduğunu anımsatan?
Öyle bir kadın ki yazılmamış anlatılmamış.Sürekli okuduğum kitaplarda aradığım ama bulamadığım.Sürekli dolaşıp abdallar gibi bulamadığım.Şarkılarda şiirlerde aradığım ama bulamadığım.Hatta öyle ki ressamların fırça darbelerinde aradığım fakat bulamadığım. Ve ne ilginçtir ki ona burada rastladım.Evet yanlış duymadın? Şu an nerdesin? Sanal olan her şeyin rüya gibi yaşandığı bir yerdesin ve ben de tıpkı senin gibi milyonlarca insan gibi burada rastladım ona.Karabatak gibiydik ilkin.Bir bakmışsın ben varım o yok.Bir bakmışsın ki o var ben yokum.Kader işte! bir sonbahar günüydü hafızam beni yanıltmıyorsa.Yapraklarını dökmeye başlamış o yorgun çınar ağacının gölgesinde rastladım ona.Uzaklara taaa uzaklara bakıyordu.Gözleri ışıl ışıl saçları rüzgarda savrulan bir tanrıça gibiydi.Gözlerim kamaştı ilkin aman tanrım ben cennette miyim dedim ve kendime gelmeye çalıştım.Hayır burası ne cennetti ne de başka bir yer.eğer burası cennet ise diğer huriler nerede?Öyleyse burası gerçekten Cennet değilllll?peki Cehennem?Cehennem olabilir mi?O zaman yanan ateş nerede?Ateşe odun taşıyanlar, yanan insanlar olmalıydı.Onlarda yok.O halde burası Cehennem de değil.
Sana o yorgun çınar ağacından bahsetmiştim ya! Birden dikkat ettim de ne kadar isim kazınmış üzerine.O zaman anladım burası aşıkları buluşturan Tanrının biz insanların dileklerini kabul ettiği kutsal çınar ağacı.Hani masallarda anlatılan yer var ya orası olmalı. Aman Tanrım sıra bana gelmiş!Meleklerin beni de duymuş ve beni bu çınar ağacının altında 35 yıldır beklediğim o güzel yüzle buluşturmaya çağırmışlar.İşte başladı rüya.Uyanmak ister miydin sen olsan?
Yaşanmaya başlıyor her şey bir su içimi zamanlık sürede.İnsan hayatı sevdiğine ulaşınca ne kadar da kısalıyor.Ne sözler veriliyor.Tanrıdan ne dileklerde bulunuluyor.Ama inan bana yalan bunlar.Her şey yalan.Aslında biliyor musun ancak kendini bilebiliyorsun.Sevgilim dediğin bedenin neler hissettiğini neler düşündüğünü asla bilemiyorsun.Göremiyorsun ki! Hoş bilsen de neyi değiştireceksin.Kader denilen alın yazısını bizler yazmıyoruz ki!Yine soruyorsun sen ne sözler verdin diye?En büyük söz benim için ölünceye kadar ?SEVMEK? olmuştu.Hala tutuyorum bu sözü.Dönmedim hiçbir zaman.Dönmeyeceğim de.Artık anlamışsındır o benimle değil uçtu gitti uzaklara bilmediğim asla da bulamayacağım karanlıkların içine.Ama umut işte! bekleyeceğim döner bir gün diye.Belki o bir göçmen kuştur.Döner mevsim ilkbahara dönünce.Kara kışlar kör karanlıklar ayırmıştı bizi.Doğar bir gün güneş karanlıklar biter diye bekleyeceğim.Bizim sevdamızın çiçekleri açar bir gün elbet diye?burada olmasa da ruhlarımız birlikte olacak cennette.ölüm birleştirecek?kim bilir belki ben belki de o önce geçecek bu köprüden.
Her şeyi kaybedince bir tek şeyin gerçek olduğunu görüyor gözlerin.Kör ediyor sevda ateşi gözlerini çünkü.Ama korkma öyle bir körlük ki bu asla şikayet etmiyorsun.Kör olduğuna memnun olan başkasını tanıdın mı sen hiç?sevda ateşiyle dağlanmış gözleri olan.Gerçek olansa şu ki her şeyin bir sonu var.Evet yanlış duymadın.Bir sonu var.Soru şu ki acaba ben bu sona geldim mi?Bu son ölüm olmalıydı terkedilmişlik değil diyorsun.İşte ben hala aynı noktada rüyama başladığım yerdeyim.Acaba yine aynı meleği aynı kelebeği görebilir miyim umuduyla.KISMET işte.İNŞALLAH?