Psycho
12-06-2006, 11:47 AM
Kara Kuvvetleri'nin Doğu sınırlarına yaptığı askeri yığınağın perde arkasında ne yatıyor?24 Nisan 2006 10:16
PKK’nın yeni taktiğinin olayları tırmandırıp, bölgeye “Barış Gücü” askeri getirmek olduğunu belirten yetkililer, kadın ve çocukların öne sürülmesi ve kitle eylemlerine zorlanmasının amacının da bundan kaynaklandığını söylediler. PKK’nın Cudi ve Gabar bölgesine yerleşmek istemesi üzerine bölgeye toplam 15 bin asker gönderildi. Güneydoğu’da olayların en yoğun olduğu dönemde bile asker sayısının 170 bini hiç bir zaman aşmadığını belirten yetkililer, yerleşik birliklerin dışındaki toplam takviyenin 10 bininin Şırnak yöresinde bulunacağını söylediler.
Güneydoğu’da PKK’ya dönük operasyon için diğer bölgelerden toplam 15 bin asker sevk edildi. Gönderilen birlikler, PKK’nın “kurtarılmış bölge” yaratmak istediği Gabar ve Cudi dağlarında görev yapacak. Yetkililer, Güneydoğu’da olayların zirveye çıktığı 1992-1993 yıllarında bile asker sayısının hiçbir zaman 170 bini aşmadığını belirttiler, yöredeki asker sayısının toplam 100 bin civarında olduğunu söylediler.
Takviye birliklerin daha çok Şırnak yöresine gönderildiğini, bu gidişin Amerika’nın İran’a yönelik bir saldırısıyla ilgisinin olmadığını vurgulayan yetkililer, sınır ötesi bir operasyonun şimdilik gündemde olmadığını, böyle bir operasyonun Amerika’nın onayı olmadan gerçekleştirilmesinin de mümkün görülmediğini belirttiler.
3 YIL SONRA TAKVİYE BİRLİK
Güneydoğu’da terör olaylarının bastırılması nedeniyle, son 3 yıldır Güneydoğu’ya bu ölçüde “takviye birlik” gönderilmedi. Mevcut birlikler, küçük bir takviyeyle ihtiyacı karşılıyordu. Terörün tırmanış göstermesi, yüksek rütbeli komutanlar da dahil olmak üzere şehit sayısının artması üzerine yeni önlemler alınmaya başlandı. PKK’lıların yoğunlaştığı Gabar ve Cudi dağlarında görevlendirilmek üzere takviye birlik sevki gerçekleştirildi.
PKK’nın kalabalık gruplar halinde sınırı geçip yörede etkili olmaya başlaması üzerine komando birliklerinin sevki kararlaştırıldı. Bir dönem Güneydoğu’da “efsane” olarak adlandırılan Bolu Dağ Komando Tugayından da 4 bin askerin bölgeye ulaştı. .
Birliklerin beraberlerinde araç-gereçlerini de götürmesi ve bunların uzun konvoylar oluşturması üzerine bölgeye çok yüksek sayıda askeri birlik kaydırıldığı izlenimi doğdu. Bölgede görevlendirilen komutanların bazıları da gelecek yıl bu bölgeye gelecek. Şimdiden görev yerlerine alışmaları ve bölgenin son durumunu görmeleri için görevlendirildi. Komutanların, alınan önlemlerin yanı sıra bölgede başka ne gibi önlemler alınabileceğini de belirleyecekler ve buna göre planlama yapacak, Genelkurmay Başkanlığı’na öneri götürecekler.
“ŞIRNAK’TAN, İRAN’A TEDBİR ALINMAZ”
Güneydoğu’ya 240 bin asker gönderildiği ve bu takviyenin Amerika’nın İran’a yönelik muhtemel harekatına karşı bir önlem olduğu yolundaki değerlendirmelerle ilgili olarak askeri kaynaklar GÖZCÜ’ye, “Şırnak’a sevk ettiğiniz askerle, İran’a tedbir alınmaz. Oradan Irak için önlemler alınır” dediler.
Şırnak yöresinde 30 bin mevcutlu yerleşik askeri güç bulunuyor. 15 bin kişilik takviyeden ise 10 bini Şırnak yöresine yapıldı. Böylece Şırnak’ta asker sayısı 40 bine ulaştı. Güneydoğu illerinde tüm asker sayısı ise 100 kişinin altında. Asker sayısının 240 bine çıkarıldığına ilişkin haberler konusunda yetkililer, “Terörün en şiddetli olduğu dönemde bile tüm Güneydoğu’da asker sayısı hiçbir zaman 170 bini geçmemişti” açıklamasını yaptılar.
PKK’NIN YENİ TAKTİĞİNE DİKKAT
Askeri kaynaklar, Güneydoğu’da PKK’nın terörü tırmandırmak için yoğun çaba içinde olduğunu, bunun için köy ve mezra baskınları gerçekleştirip, olayları güvenlik güçlerinin üzerine atma çabası içinde olacağını söylediler. Yetkililer, örgütün bu taktiğinin altında, “Türk askeri güvenliği sağlayamıyor” mesajı verilip, bölgeye “Barış Gücü” askeri getirtmenin çabası içinde olduklarını söylediler. Yetkililer şunları söyledi:
“Teröristler ve yandaşlar olayları tırmandırıp, ‘Güneydoğu da güvenlik yok, halkın güvenliği kalmadı, bizim emniyete alınmamız lazım’ diye Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunup bölgeye ‘Barış Gücü’ askeri gönderilmesinin çabası içine girdiler. Destek de görüyorlar. Amaçlarını gerçekleştirmek için terörü tırmandırıp, halkı galeyana getirmek istiyorlar.”
Cudi’de, Gabar’da bir zamanlar PKK’lıların sözde bayrakları dalgalanmıştı. Arazi koşulları nedeniyle teröristlerin oradan atılması zaman almış, bu mücadele sırasında çok sayıda şehitte vermiştik. PKK’nın bugün direnme gücü yok. Daha çok riski az eylemlerle alan hakimiyetini genişletmek istiyorlar. İşte, buna fırsat vermemek, Türk askerinin her yerde olduğunu göstermek için takviye yapılma gereği doğdu. Bazıları “Şu kadar PKK’lıya bu kadar asker olur mu?” yanılgısına düşmemesi gerekiyor. PKK kaçan, saklanan, asker ise hep onları arayan durumda…
ROJ TV KONUSUNDA, DANİMARKA’YA HAKSIZLIK YAPIYORUZ
Danimarka’dan yayın yapan PKK’nın yayın organı ROJ TV konusunda, nedense konuşması gerekenler konuşmuyor. Onlar derin bir suskunluk içinde. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in asli görevi olmamasına rağmen, bu konudaki sorular Çiçek’e soruluyor.
Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner’in, ROJ TV konusunda bugüne kadar herhangi bir açıklama yaptığını duyan var mı? Üstelik bu konuda bilgi edinmek isteyenlere de inanılmaz güçlükler çıkartıyor. Danimarka Başbakanı her açıklamasında “Türkiye’den yeni kanıtlar bekliyoruz” diyor. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bugüne kadar bazı belgeler gönderildi. Ancak, gönderilen belgeleri “yetersiz” buluyorlar. Türkiye’de yayımlanan bazı gazeteleri görünce hani haksız da sayılmazlar.
ROJ TV, PKK'nın yayın organı. Türkiye'nin çabasıyla MED TV kapatıldı ama ROJ TV her yönüyle onun devamı. Örneğin MED TV'nin açılış ve kapanışında bir koronun söylediği terör örgütü PKK'nın sözde "Kürt ulusal marşı", MED TV kapatılınca bu kez ROJ TV'de yine aynı koro tarafından seslendiriliyor, televizyonun açılış ve kapanış programlarında bu marş söyleniyor.
Türkiye, hem MED TV, hem de ROJ TV ile ilgili her türlü çalışmaya yaptı. Danimarka tarafına görüntülerini de ilettiği belgelerde yer alan, farklı program isimleri altında aynı kişiler tarafından sunulan veya yapılan programlar da bildirildi. Sunucuları ve yapımcıları aynı olan o programlardan bazılarının Türkçe isimleri MED TV ve Roj TV'de şöyle:
MED TV'de (Güne doğru), Roj TV'de (Akşama Doğru),
MED TV'de (Çarçıra), Roj TV'de (Süreç),
MED TV'de (Günün sonu), Roj TV'de (Gündem),
MED TV'de (Gül Bahçesi), Roj TV'de (Kırmızı gül),
MED TV'de (Eğlence), Roj TV'de (Günün eğlencesi),
MED TV'de (Kızgın Sac)- Roj TV'de (Sol-sağ Kızgın sac),
MED TV'de (Kriter), Roj TV'de (Gazete),
MED TV'de (Dönüşüm)- Roj TV'de (Süreç),
MED TV'de (Gündem), Roj TV'de 3. Alan,
MED TV'de Aynadaki Yüzler, Roj TV'de (Söyleşi),
MED TV'de (Özgür Platform),Roj TV'de (Düşünceler),
MED TV'de (Açılım), Roj TV'de (Gündem),
MED TV'de (Ozanlar Gecesi), Roj TV'de (Gece Öncesi),
MED TV'de (Güne Bakış), Roj TV'de (Gezete),
MED TV'de (Kadın ve Yaşam), Roj TV'de (Yaşam Işığı),
MEd TV'de (Analiz), Roj TV'de (7. Gün),
MED TV'de (Yaprak), Roj TV'de (Gün)
MED TV'nin devamı olunduğu, bazı programlara da aynen yansımış. MED TV'deki isimleriyle ROJ TV'de devam eden programlarda var. İşte bunların belgeleri de ilgili ülkelere gönderildi. Ama sadece gönderildi.
PKK’NIN GAZETESİ İÇİN NİÇİN SESSİZSİNİZ?
Anlaşıldı, ROJ TV Danimarka’dan yayın yapıyor ve Türkiye’nin çabalarına rağmen bu yayını engellenemiyor. Ya, Türkiye’de yayımlanan PKK’nın yayın organı olduğu bilinen gazete için niçin bir şey yapılamıyor?
Öldürülen 14 PKK’lı ile ilgili olarak bu gazetenin 31 Mart tarihli sayısında “Şehitler Ölmez” başlığı yer alıyordu. Şehitlerinin Türk askeri, polisi, ya da diğer kamu görevlileri olduğunu sakın sanmayın. Onların şehitleri “gerilla” adını verdikleri PKK’lılar. Üstelik, “şehitleri” dedikleri kişilerden 6’sı da yabancı ülke vatandaşı. Onlar da ülkemizi bölüp, parçalamak için PKK’lılarla birlikte mücadele ediyor.
PKK’nın yayın organı olan ve günlük olarak yayımlanan gazetede bunlar yapılabiliyorsa, o zaman Danimarka’dan yayın yapan ROJ TV’nin kapatılmasını bu ülkeden beklemek haksızlık ya da samimiyetsizlik değil mi?
Türkiye önce ROJ TV ile uğraşacağına, Danimarka yetkilileri karşısında ezileceğine, önce kendi ülkesindeki yasadışı örgüte ait yayın organıyla ilgili yasal işlem yapabilmeli. Bu gelişmeler kuşkusuz Güneydoğu’da görev yapan kamu görevlilerinin hayli moralini bozuyor, örgüt yandaşlarına da moral veriyor. Türkiye’nin dört bir yanına şehit cenazeleri gittiği zaman “Şehitler ölmez” diye bağırılırken, hatta bunlar gazetelerde giderek boyutları küçülen haber olarak yer alırken, PKK’nın yayın organında ise öldürülen PKK’lılara övgüler diziliyor…
İşte, yabancı ülkeden yayın yapan televizyonla uğraşan ya da uğraşıyor gibi görünen yetkililerin, önce PKK’nın Türkiye’de yayımlanan gazetelerini incelemeleri ve bunlarla ilgili işlem yapması gerekmiyor mu? Yabancı ülkelerin yapmasını istediğinizi, siz niçin yapmıyorsunuz ya da yapamıyorsunuz? O zaman Danimarka’ya haksızlık yapılmıyor mu?
28.04.06haber3.c/saygı öztürk
PKK’nın yeni taktiğinin olayları tırmandırıp, bölgeye “Barış Gücü” askeri getirmek olduğunu belirten yetkililer, kadın ve çocukların öne sürülmesi ve kitle eylemlerine zorlanmasının amacının da bundan kaynaklandığını söylediler. PKK’nın Cudi ve Gabar bölgesine yerleşmek istemesi üzerine bölgeye toplam 15 bin asker gönderildi. Güneydoğu’da olayların en yoğun olduğu dönemde bile asker sayısının 170 bini hiç bir zaman aşmadığını belirten yetkililer, yerleşik birliklerin dışındaki toplam takviyenin 10 bininin Şırnak yöresinde bulunacağını söylediler.
Güneydoğu’da PKK’ya dönük operasyon için diğer bölgelerden toplam 15 bin asker sevk edildi. Gönderilen birlikler, PKK’nın “kurtarılmış bölge” yaratmak istediği Gabar ve Cudi dağlarında görev yapacak. Yetkililer, Güneydoğu’da olayların zirveye çıktığı 1992-1993 yıllarında bile asker sayısının hiçbir zaman 170 bini aşmadığını belirttiler, yöredeki asker sayısının toplam 100 bin civarında olduğunu söylediler.
Takviye birliklerin daha çok Şırnak yöresine gönderildiğini, bu gidişin Amerika’nın İran’a yönelik bir saldırısıyla ilgisinin olmadığını vurgulayan yetkililer, sınır ötesi bir operasyonun şimdilik gündemde olmadığını, böyle bir operasyonun Amerika’nın onayı olmadan gerçekleştirilmesinin de mümkün görülmediğini belirttiler.
3 YIL SONRA TAKVİYE BİRLİK
Güneydoğu’da terör olaylarının bastırılması nedeniyle, son 3 yıldır Güneydoğu’ya bu ölçüde “takviye birlik” gönderilmedi. Mevcut birlikler, küçük bir takviyeyle ihtiyacı karşılıyordu. Terörün tırmanış göstermesi, yüksek rütbeli komutanlar da dahil olmak üzere şehit sayısının artması üzerine yeni önlemler alınmaya başlandı. PKK’lıların yoğunlaştığı Gabar ve Cudi dağlarında görevlendirilmek üzere takviye birlik sevki gerçekleştirildi.
PKK’nın kalabalık gruplar halinde sınırı geçip yörede etkili olmaya başlaması üzerine komando birliklerinin sevki kararlaştırıldı. Bir dönem Güneydoğu’da “efsane” olarak adlandırılan Bolu Dağ Komando Tugayından da 4 bin askerin bölgeye ulaştı. .
Birliklerin beraberlerinde araç-gereçlerini de götürmesi ve bunların uzun konvoylar oluşturması üzerine bölgeye çok yüksek sayıda askeri birlik kaydırıldığı izlenimi doğdu. Bölgede görevlendirilen komutanların bazıları da gelecek yıl bu bölgeye gelecek. Şimdiden görev yerlerine alışmaları ve bölgenin son durumunu görmeleri için görevlendirildi. Komutanların, alınan önlemlerin yanı sıra bölgede başka ne gibi önlemler alınabileceğini de belirleyecekler ve buna göre planlama yapacak, Genelkurmay Başkanlığı’na öneri götürecekler.
“ŞIRNAK’TAN, İRAN’A TEDBİR ALINMAZ”
Güneydoğu’ya 240 bin asker gönderildiği ve bu takviyenin Amerika’nın İran’a yönelik muhtemel harekatına karşı bir önlem olduğu yolundaki değerlendirmelerle ilgili olarak askeri kaynaklar GÖZCÜ’ye, “Şırnak’a sevk ettiğiniz askerle, İran’a tedbir alınmaz. Oradan Irak için önlemler alınır” dediler.
Şırnak yöresinde 30 bin mevcutlu yerleşik askeri güç bulunuyor. 15 bin kişilik takviyeden ise 10 bini Şırnak yöresine yapıldı. Böylece Şırnak’ta asker sayısı 40 bine ulaştı. Güneydoğu illerinde tüm asker sayısı ise 100 kişinin altında. Asker sayısının 240 bine çıkarıldığına ilişkin haberler konusunda yetkililer, “Terörün en şiddetli olduğu dönemde bile tüm Güneydoğu’da asker sayısı hiçbir zaman 170 bini geçmemişti” açıklamasını yaptılar.
PKK’NIN YENİ TAKTİĞİNE DİKKAT
Askeri kaynaklar, Güneydoğu’da PKK’nın terörü tırmandırmak için yoğun çaba içinde olduğunu, bunun için köy ve mezra baskınları gerçekleştirip, olayları güvenlik güçlerinin üzerine atma çabası içinde olacağını söylediler. Yetkililer, örgütün bu taktiğinin altında, “Türk askeri güvenliği sağlayamıyor” mesajı verilip, bölgeye “Barış Gücü” askeri getirtmenin çabası içinde olduklarını söylediler. Yetkililer şunları söyledi:
“Teröristler ve yandaşlar olayları tırmandırıp, ‘Güneydoğu da güvenlik yok, halkın güvenliği kalmadı, bizim emniyete alınmamız lazım’ diye Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunup bölgeye ‘Barış Gücü’ askeri gönderilmesinin çabası içine girdiler. Destek de görüyorlar. Amaçlarını gerçekleştirmek için terörü tırmandırıp, halkı galeyana getirmek istiyorlar.”
Cudi’de, Gabar’da bir zamanlar PKK’lıların sözde bayrakları dalgalanmıştı. Arazi koşulları nedeniyle teröristlerin oradan atılması zaman almış, bu mücadele sırasında çok sayıda şehitte vermiştik. PKK’nın bugün direnme gücü yok. Daha çok riski az eylemlerle alan hakimiyetini genişletmek istiyorlar. İşte, buna fırsat vermemek, Türk askerinin her yerde olduğunu göstermek için takviye yapılma gereği doğdu. Bazıları “Şu kadar PKK’lıya bu kadar asker olur mu?” yanılgısına düşmemesi gerekiyor. PKK kaçan, saklanan, asker ise hep onları arayan durumda…
ROJ TV KONUSUNDA, DANİMARKA’YA HAKSIZLIK YAPIYORUZ
Danimarka’dan yayın yapan PKK’nın yayın organı ROJ TV konusunda, nedense konuşması gerekenler konuşmuyor. Onlar derin bir suskunluk içinde. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in asli görevi olmamasına rağmen, bu konudaki sorular Çiçek’e soruluyor.
Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner’in, ROJ TV konusunda bugüne kadar herhangi bir açıklama yaptığını duyan var mı? Üstelik bu konuda bilgi edinmek isteyenlere de inanılmaz güçlükler çıkartıyor. Danimarka Başbakanı her açıklamasında “Türkiye’den yeni kanıtlar bekliyoruz” diyor. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bugüne kadar bazı belgeler gönderildi. Ancak, gönderilen belgeleri “yetersiz” buluyorlar. Türkiye’de yayımlanan bazı gazeteleri görünce hani haksız da sayılmazlar.
ROJ TV, PKK'nın yayın organı. Türkiye'nin çabasıyla MED TV kapatıldı ama ROJ TV her yönüyle onun devamı. Örneğin MED TV'nin açılış ve kapanışında bir koronun söylediği terör örgütü PKK'nın sözde "Kürt ulusal marşı", MED TV kapatılınca bu kez ROJ TV'de yine aynı koro tarafından seslendiriliyor, televizyonun açılış ve kapanış programlarında bu marş söyleniyor.
Türkiye, hem MED TV, hem de ROJ TV ile ilgili her türlü çalışmaya yaptı. Danimarka tarafına görüntülerini de ilettiği belgelerde yer alan, farklı program isimleri altında aynı kişiler tarafından sunulan veya yapılan programlar da bildirildi. Sunucuları ve yapımcıları aynı olan o programlardan bazılarının Türkçe isimleri MED TV ve Roj TV'de şöyle:
MED TV'de (Güne doğru), Roj TV'de (Akşama Doğru),
MED TV'de (Çarçıra), Roj TV'de (Süreç),
MED TV'de (Günün sonu), Roj TV'de (Gündem),
MED TV'de (Gül Bahçesi), Roj TV'de (Kırmızı gül),
MED TV'de (Eğlence), Roj TV'de (Günün eğlencesi),
MED TV'de (Kızgın Sac)- Roj TV'de (Sol-sağ Kızgın sac),
MED TV'de (Kriter), Roj TV'de (Gazete),
MED TV'de (Dönüşüm)- Roj TV'de (Süreç),
MED TV'de (Gündem), Roj TV'de 3. Alan,
MED TV'de Aynadaki Yüzler, Roj TV'de (Söyleşi),
MED TV'de (Özgür Platform),Roj TV'de (Düşünceler),
MED TV'de (Açılım), Roj TV'de (Gündem),
MED TV'de (Ozanlar Gecesi), Roj TV'de (Gece Öncesi),
MED TV'de (Güne Bakış), Roj TV'de (Gezete),
MED TV'de (Kadın ve Yaşam), Roj TV'de (Yaşam Işığı),
MEd TV'de (Analiz), Roj TV'de (7. Gün),
MED TV'de (Yaprak), Roj TV'de (Gün)
MED TV'nin devamı olunduğu, bazı programlara da aynen yansımış. MED TV'deki isimleriyle ROJ TV'de devam eden programlarda var. İşte bunların belgeleri de ilgili ülkelere gönderildi. Ama sadece gönderildi.
PKK’NIN GAZETESİ İÇİN NİÇİN SESSİZSİNİZ?
Anlaşıldı, ROJ TV Danimarka’dan yayın yapıyor ve Türkiye’nin çabalarına rağmen bu yayını engellenemiyor. Ya, Türkiye’de yayımlanan PKK’nın yayın organı olduğu bilinen gazete için niçin bir şey yapılamıyor?
Öldürülen 14 PKK’lı ile ilgili olarak bu gazetenin 31 Mart tarihli sayısında “Şehitler Ölmez” başlığı yer alıyordu. Şehitlerinin Türk askeri, polisi, ya da diğer kamu görevlileri olduğunu sakın sanmayın. Onların şehitleri “gerilla” adını verdikleri PKK’lılar. Üstelik, “şehitleri” dedikleri kişilerden 6’sı da yabancı ülke vatandaşı. Onlar da ülkemizi bölüp, parçalamak için PKK’lılarla birlikte mücadele ediyor.
PKK’nın yayın organı olan ve günlük olarak yayımlanan gazetede bunlar yapılabiliyorsa, o zaman Danimarka’dan yayın yapan ROJ TV’nin kapatılmasını bu ülkeden beklemek haksızlık ya da samimiyetsizlik değil mi?
Türkiye önce ROJ TV ile uğraşacağına, Danimarka yetkilileri karşısında ezileceğine, önce kendi ülkesindeki yasadışı örgüte ait yayın organıyla ilgili yasal işlem yapabilmeli. Bu gelişmeler kuşkusuz Güneydoğu’da görev yapan kamu görevlilerinin hayli moralini bozuyor, örgüt yandaşlarına da moral veriyor. Türkiye’nin dört bir yanına şehit cenazeleri gittiği zaman “Şehitler ölmez” diye bağırılırken, hatta bunlar gazetelerde giderek boyutları küçülen haber olarak yer alırken, PKK’nın yayın organında ise öldürülen PKK’lılara övgüler diziliyor…
İşte, yabancı ülkeden yayın yapan televizyonla uğraşan ya da uğraşıyor gibi görünen yetkililerin, önce PKK’nın Türkiye’de yayımlanan gazetelerini incelemeleri ve bunlarla ilgili işlem yapması gerekmiyor mu? Yabancı ülkelerin yapmasını istediğinizi, siz niçin yapmıyorsunuz ya da yapamıyorsunuz? O zaman Danimarka’ya haksızlık yapılmıyor mu?
28.04.06haber3.c/saygı öztürk